eskisehirspor.com Giriş Sayfası
Forum Forum > Diğer > Sohbet / Eğlence / Diğer Konular
  Aktif Konular Aktif Konular
  FAQ FAQ  Forum Arama   Takvim   Kayıt Kayıt  Giriş Giriş

Eskişehir kanser olmasın!

 Cevapla Cevapla Sayfa  <1 23456 10>
Yazar
Mesaj
  Konu Ara Konu Ara  Konu seçenekleri Konu seçenekleri
ankeses Liste gör
Yazar


Adil
Yaş: 49
Katılım: 10/Ağu/2007
Yer: Turkey
Online Durum: Offline
Mesajlar: 209
  Alıntı ankeses Alıntı  CevaplaCevapla Direct Link To This Post Tarih: 04/Oca/2018 saat 00:46
Alıntı yapılan matt

Termik Santrallere monte edilen ve kukurt ile kukurtlu bilesikleri tutmaya yarayan Desulfirizasyon Unitesi cok pahali imis ve muhtemelen Turkiye'nin farkli bolgelerine yapilmasi planlana santralleri yapmayi ve isletmeyi taahhut eden firmalar bu masraftan kacinacak.
Asagidaki sitede soyle carpici bir cumle yeraliyor: "1991’de Çevre Bakanlığı Kemerköy Termik Santralı’nın 1,182 trilyona malolacağını hesaplamış, aynı kaynak desülfürizasyon ünitesinin 1,070 trilyon liraya yapılabileceğini ileri sürmüştür":
http://www.ttb.org.tr/eweb/yatagan/2.html
Benim ulastigim bir baska kaynakta da Kuzey Dakota eyaletinin 6 farkli bolgesinde (Underwood, Beulah, Stanton, Center, Mandan ve Spiritwood) yeralan termik santrallerin (en buyugu yukaridaki mesajimda fotografini koydugum ve Eskisehir'e yapilmasi planlanan santral ile ayni kapasitede olan) sadece filtre donanimlari icin 2 milyar Amerikan Dolari ($2.000.000.000) harcandigi yaziyor:
http://ndstudies.gov/energy/level2/module-3-coal/electricity-generation-and-products
Sizce kar amaci guden bir firma Eskisehir halkinin sagligi icin boylesi yuklu bir yatirim yapar mi? Bunun da takipcisi olmaliyiz!



linkteki ifade şu şekilde;

"North Dakota power companies have spent approximately 2 billion dollars ($2,000,000,000) in new technologies to control emissions from the power plants"

İngilizce bilmeyenler için
"North Dakota enerji şirketleri, enerji santrallerinden yayılan zararlı emisyonu kontrol etmek için yeni teknolojilere yaklaşık 2 milyar dolar harcadılar"
şeklinde çevrilebilir.

Bu ifadede kaç şirket olduğu, kaç santral olduğu ve bu paranın ne kadar zaman içinde harcandığı bilgisi yok. Yani üstteki resimde görünen ve Eskişehir'e kurulacak tür bir santral için bu bedelin harcandığı bilgisi bu ifadeden çıkmıyor.

aynı linkten başka bir ifade;

North Dakota's power plants have invested around $1 billion since 2006 in new technology to reduce emissions and increase efficiencies.

Türkçesi:

"North Dakota enerji şirketleri, 2006 yılından bu yana zararlı emisyonu azaltmak ve evrimimi artırmak için 1 milyar dolar civarında yatırım yaptılar"

Bir öncekine göre daha anlamlı bir cümle ve bu cümleler iyi bir şeyler anlatmak için kurulmuş. Amerikalılar bu yatırımları yapıp kar edebiliyorlarsa biz neden etmeyelim?

Ayrıca makalenin tamamı okunduğunda yan ürünlerin sanayide farklı amaçlar için kullanıldığından bahsediyor. Özellikle "fly ash" denen "uçan kül" diye çevirebildiğim yan ürünün inşaat sektöründe kullanılan birçok ürüne katılarak yüksek kalite çimento ve bu çimentodan üretilen ürünlerin üretilmesini sağladığından bahsediyor.

Dahası da var;

"Fly ash is also used to strengthen soil and as a soil stabilizer to prevent soil erosion"

Diyor ki: uçan kül denen malzeme toprağı kuvvetlendiriyor erozyonu önlemek için kullanılıyor.

Bu durumda da TEMA'nın karşı çıkması manidar olmuş :)

Nihayetinde diyeceğim o ki: Bilip bilmeden, kulaktan dolma bilgilerle insanları doldurmayalım. Eğer burada kasıt yoksa gaflet vardır. İkisi de iyi değil.
Yukarı
matt Liste gör
Usta Yazar


M. M. Altintas
Yaş: 46
Katılım: 30/Tem/2007
Yer: United States
Online Durum: Offline
Mesajlar: 7729
  Alıntı matt Alıntı  CevaplaCevapla Direct Link To This Post Tarih: 04/Oca/2018 saat 01:40
Bana cevap hakki dogmus, hemen cevap vereyim:
ankeses demiski:
Bu ifadede kaç şirket olduğu, kaç santral olduğu ve bu paranın ne kadar zaman içinde harcandığı bilgisi yok. Yani üstteki resimde görünen ve Eskişehir'e kurulacak tür bir santral için bu bedelin harcandığı bilgisi bu ifadeden çıkmıyor.
>> Dikkat ederseniz, ben kac santral olduguna dair bilgiyi yine ayni web sitesinin diger sayfalarini ziyaret ederek bulmus ve yukariya da yazmistim, tekrarliyorum: Kuzey Dakota eyaletinin 6 farkli bolgesinde (Underwood, Beulah, Stanton, Center, Mandan ve Spiritwood) termik santral varmis ve en buyugu de (bir onceki sayfada fotografini paylastigim) Underwood'da olani ve onun kapasitesi de ancak Eskisehir'e yapilacak olan kadar (bu bilgiyi de ayni sayfalari detaylica okursaniz goreceksiniz).
**
ankeses demis ki:
"North Dakota enerji şirketleri, 2006 yılından bu yana zararlı emisyonu azaltmak ve evrimimi artırmak için 1 milyar dolar civarında yatırım yaptılar"
Bir öncekine göre daha anlamlı bir cümle ve bu cümleler iyi bir şeyler anlatmak için kurulmuş. Amerikalılar bu yatırımları yapıp kar edebiliyorlarsa biz neden etmeyelim?
>> Evet, bu 2 milyar Dolarin 1 milyar Dolarini son 10 senede harcamislar. Gelelim can alici noktaya: "Amerikalılar bu yatırımları yapıp kar edebiliyorlarsa biz neden etmeyelim?" Bu filtre teknolojisi Amerikaliya X Dolara maloluyorsa sana 10X Dolara maloluyor, zira teknoloji ona emek harcayana, onu arastirana ve gelistirene ucuz, sana pahali. Nitekim Kemerkoy'e yapilacak santralin desülfürizasyon ünitesinin termik santralin insasina harcanacak meblag ile basabas olduguna dair raporun linkini de vermistim ayni mesajimda. Kisaca, Amerikali o filtreyi her ne pahasina olursa olsun takar ama sen iki kere dusunursun, ucuncude karli olmuyor diye takmazsin. Nitekim, Elbistan'daki kanser vakalari da bu isguzarligimizi gosteriyor (lutfen bu konu basliginin ilk sayfasinda linkini verdigim Elbistanli gazetecinin yazdigi mektubu okuyunuz).
**
ankeses demis ki:
Ayrıca makalenin tamamı okunduğunda yan ürünlerin sanayide farklı amaçlar için kullanıldığından bahsediyor. Özellikle "fly ash" denen "uçan kül" diye çevirebildiğim yan ürünün inşaat sektöründe kullanılan birçok ürüne katılarak yüksek kalite çimento ve bu çimentodan üretilen ürünlerin üretilmesini sağladığından bahsediyor.
>> Tum ulke senelerdir insaat sektorune hizmet ediyor zaten, varsa yoksa bina dikiyoruz, gayri-safi milli hasilamizdan en buyuk payi insaat sektorundekiler aliyor. Biraz da suyumuzu, topragimizi ve sagligimizi dusunmenin vakti gelmedi mi artik? O yan urunler icecegimiz bir bardak temiz sudan daha degerli olabilir mi? Kanser vakalari artinca mi uyanacagiz?
**
ankeses demis ki:
Diyor ki: uçan kül denen malzeme toprağı kuvvetlendiriyor erozyonu önlemek için kullanılıyor.
Bu durumda da TEMA'nın karşı çıkması manidar olmuş :)
>> Espri yapilacak bir konu tartismiyoruz, bilakis sehrimizin geleceginin, insanimizin sagliginin derdindeyiz. TEMA kurulus amaci geregi tarim arazisini koruyacak elbette, aksine hur irade ile hareket etmesi gereken Osmangazi Universitesi Ziraat Fakultesi'nin (muhtemelen siyasi baskiya boyun egip) projeye destek vermesi cok aci.
**
ankeses demis ki:
Nihayetinde diyeceğim o ki: Bilip bilmeden, kulaktan dolma bilgilerle insanları doldurmayalım. Eğer burada kasıt yoksa gaflet vardır. İkisi de iyi değil.
>> Bilip bilmeden yazmak yapacagim en son istir, meslegim geregi de her gun cokca okurum, kucuk bir spor haberi paylasirken bile kaynak yazan birisiyim, bu asilsiz ithaminizi aynen size iade ediyorum.
Yukarı
matt Liste gör
Usta Yazar


M. M. Altintas
Yaş: 46
Katılım: 30/Tem/2007
Yer: United States
Online Durum: Offline
Mesajlar: 7729
  Alıntı matt Alıntı  CevaplaCevapla Direct Link To This Post Tarih: 04/Oca/2018 saat 07:09
Alıntı yapılan ankeses

Dünyanın elektrik enerjisi üretiminin yaklaşık %30'u kömürden.
2015 verilerine göre kömürle elektrik üretiminde ilk beş ülke şu şekilde;
Çin - ABD - Hindistan - Japonya - Almanya
Dördüncü sıradaki Japonya 299 TWH, beşinci sıradaki Almanya 263 TWH, Türkiye ise 74 TWH üretim yapıyor.
Bu iki ülkeyi özellikle verdim çünkü ikisi de sanayileşmiş ülkeler ve petrol ve doğalgazları yok.
Başka bir sanayileşmiş ülke de elektrik üretiminin önemli bir kısmını nükleerden sağlayan Fransa. (bu alanda ABD ilk sırada, Fransa ikinci, Rusya üçüncü, Almanya ise 90 TWH ile yedinci sırada)
Bilgiler icin tesekkurler. Ancak 2 tane cok cok onemli konuyu atliyorsunuz:

1- Bu ulkeler adi ustunde "gelismis" ulkeler, siz hic bu ulkelerin filtre sistemlerini monte ederken ucuza kacabilecegini, teknolojilerinin ve imkanlarinin partikul tutmada yetersiz kalabilecegini, santrallerini suyu az, topragi verimli bolgelere kurabileceklerini dusunebiliyor musunuz? Iste sorun burada, bizim ulkemizde bircok sey "ben yaptim, oldu"ya getirilmek isteniyor, CED (Cevresel Etki Degerlendirme) toplantilarinin sonuclari olumsuz olsa bile projeye onay verilebiliyor, dahasi projeler seffaf degil, ne tur filtre takilacak? filtreler devre disi kaldiginda santral calismaya devam edecek mi? atiklar nasil degerlendirilecek? hava ve su kalitesi Dunya standardlarinin altina dusecek mi? bilinmiyor, aciklanmiyor. Ve dogal olarak halkin karar mercilerine guveni yok, isin ucunda rant olunca doganin nasil talan edildigine, insan sagliginin nasil hice sayildigina defalarca sahit olmus bir ulkenin vatandasiyiz.

2- Artik trend degisiyor, bu gelismis ulkelerin tumu kendilerine bir hedef koymus durumda, kimi 2030'da, kimi 2050'de tamamen yenilenebilir enerjiye gecis yapmanin adimlarini atiyorlar. Sizin gibi, ben de bir Amerika, bir de Almanya ornegi vereyim, hem de henuz birkac ay oncesinden:
**Amerika buyuk ulke, sadece Teksas neredeyse Turkiye kadar ve bugun itibari ile Turkiye'de projelendirilmis ya da duyurusu yapilmis termik santral sayisi 60 iken, Amerika'da halihazirda insa edilmekte olan termik santral sayisi 1, evet sadece 1; o da Alaska Universitesi sinirlarina yapilan ve muhtemelen sadece universitenin ihtiyacina cevap verecek olan son derece kucuk olcekli (17 MW) bir komur santrali (haber tarihi: 4 Eylul 2017):
https://www.adn.com/business-economy/energy/2017/09/04/theres-only-one-coal-plant-being-built-in-the-nation-and-its-at-uaf/
**Almanya'ya gelince, Almanya son 20 yilda topraklarini, temiz suyunu komur santrallerine feda etmek yerine temiz enerjiye yatirim yapmis ve tam 200 milyar Dolar harcamis yenilenebilir enerji yatirimlarina. Ve bunun neticesinde enerji fazlaligi bile olmus, halka kullandigi elektrik kadar para oder hale gelmisler. Belcika, Ingiltere, Fransa, Hollanda ve Isvicre'de de benzer durum sozkonusu imis (haber tarihi: 25 Aralik 2017):
https://www.nytimes.com/2017/12/25/business/energy-environment/germany-electricity-negative-prices.html

Aklin yolu bir. Zaman degisti, temiz/yenilenebilir enerjiye yatirim yapan halkina neredeyse bedava elektrik verecek konuma geliyor, komurde israr eden ise hem bugununu, hem de gelecegini karartiyor.
Yukarı
serdargül Liste gör
Usta Yazar


serdar
Yaş: 41
Katılım: 11/Şub/2008
Online Durum: Offline
Mesajlar: 4197
  Alıntı serdargül Alıntı  CevaplaCevapla Direct Link To This Post Tarih: 04/Oca/2018 saat 22:21
That's it.
EDİZ BAHTİYAROĞLU
Yukarı
ankeses Liste gör
Yazar


Adil
Yaş: 49
Katılım: 10/Ağu/2007
Yer: Turkey
Online Durum: Offline
Mesajlar: 209
  Alıntı ankeses Alıntı  CevaplaCevapla Direct Link To This Post Tarih: 05/Oca/2018 saat 00:47
Konuyu bazı gerçekleri önümüze koyup değerlendirmemiz lazım;
1- Türkiye kişi başına enerji üretimi ve tüketiminde gelişmiş ülkelere yaklaşabilmek için yatırım yapmak zorunda.
2- Enerji üretimi için gerekli petrol ve doğalgaz rezervlerimiz yok, bu konuda dışa bağımlıyız.
3- Son yıllarda dışa bağımlılığı azaltmak için önemli yatırımlar yapılıyor ancak halen çok daha fazlasına ihtiyacımız var.
4- Yenilenebilir enerji için hem güneş hem de rüzgar yatırımları son yıllarda desteklendi ve desteklenmeye devam ediyor. Ancak bu kaynakların da bir potansiyeli var toplam ihtiyacım %25'inden fazlasını karşılaması beklenmiyor.
5- Mevcut kaynaklarımızdan hidro-elektrik kapasitemizin sınırlarına yaklaşmış durumdayız, termal potansiyelimiz var henüz değerlendiremediğimiz. Bir de bio-enerji var henüz bizim için yeni olan. Ancak dediğim gibi bu kaynaklar toplam ihtiyacı karşılamaktan çok uzak.
6- Nükleer santral yatırımında çok geride kaldık. Mevcut yatırımlar da kömüre karşı olanların muhalefetine rağmen yürüyor. (her nedense aynı kişiler her türlü yeni yatırıma karşı çıkıyor, doğan medya grubundan ve fox gibi kanallardan da hemen destek buluyorlar)
7- Kullanmadığımız en önemli kaynağımız kömür. Hükümet bu kaynağı kulanma kararı aldı. Eskişehir'deki yatırım da bu kapsamda.
8- Gelişmiş ülkeler zaten mevcut kömür kaynaklarını kullanacak yatırımlarını yapmışlar. Yeni yatırımlarının olmaması bu nedenle. Toplam üretim kapasitelerine bakılırsa bu konu anlaşılır.
9- Enerji konusunda dışa bağımlılığı azaltmadan tam bağımsız olmamız söz konusu değil. Şu anda Rusya vanaları kapatıp bizim tüm sanayimizi kilitleyebilecek durumda.
10 – Çin çokça enerjiye ihtiyaç duyduğu ve petrol/doğalgaz kaynaklarına erişim yolları ABD ve Rusya tarafından kontrol edildiği için nükleer ve kömüre yüklendi.
11- Dışa bağımlılığı azaltmanın üç yöntemi var; Kömür, Nükleer ve yenilenebilir enerji kaynakları.
11- Ancak bir kesim kömür ve nükleere her şekilde karşı. Yenilenebilir enerji kaynakları da yetersiz. Peki bu durumda çözüm ne?
13- Ülkeyi çözümsüzlüğe zorlamak vatanseverlikle bağdaşır mı?
14- Eskişehir'e yapılacak yatırım şehrimizin gençleri için iş ve aş imkanı anlamına geliyor.
15- Kömür santrallerinin tarım alanlarına etkisini araştırmadım. Bu nedenle bilemiyorum. Ancak önceki sayfalarda paylaşılan kömür santralinin etrafında tarım alanları olduğu çok net görünüyor. Vakit bulabilirsem bu konuyu araştırıp sizinle paylaşacağım.
16- Bence yatırıma karşı çıkmak yerine yatırımın nerede ve nasıl olması gerektiğine odaklanmamız lazım.
17- Nükleer söz konusu olunca "biz işletemeyiz, kesin patlatırız", kömür söz konusu olunca da "filtresini takmayız, kesin kanser oluruz" diyoruz. Bu kendimize güvensizlik durumundan, aşağılık kompleksinden kurtulmamız lazım.
18- Gelişmiş ülkeler sanayileşirken acı tecrübeler yaşamış ve önemli bedeller ödemişler. Bunun sonucunda da gerekli önlemleri geliştirmişler. Biz bu tecrübeleri kullanarak aynı bedelleri ödemeden bu süreci atlatabiliriz.
19- Yine öğrenilmiş çaresizlik örneği olan "onlar bize bu teknolojiyi vermezler, verseler de 10 katına verirler" yaklaşımı var. Sizin niyetiniz düzgünse bu teknolojiyi alacak bir yer muhakkak bulursunuz. S400 füzelerini Rusya'dan aldığımız gibi. Zaman içinde siz de üretirsiniz; insansız hava aracı, helikopter, tank vs ürettiğimiz gibi.
20- matt'in sporla ilgili analizlerini ve paylaşımlarını beğenenlerden ve takip edenlerdendim ama bu konudaki paylaşımlarının yanlı ve yönlendirici olduğunu düşünüyorum. Bana verdiği cevaplar da boş. Hala aynı düşüncedeyim. Örneğin yenilebilir enerji kaynaklarının toplam enerji üretim, içindeki payının %3 olduğu datasını atlamış hala bizi yenilenebilir enerjiye yönlendirmeye çalışıyor. 2 milyar dolar tek santral için gerekliymiş gibi göstererek, bizimkiler 2 milyar dolar yatırımı kesin yapmaz iddiasında bulunmuş; ben itiraz edince sayı aynı linkte diğer sayfalarda var diyor. Bu durum gerekli yatırımın maliyetini abarttığı gerçeğini değiştirmiyor.
     
Yukarı
matt Liste gör
Usta Yazar


M. M. Altintas
Yaş: 46
Katılım: 30/Tem/2007
Yer: United States
Online Durum: Offline
Mesajlar: 7729
  Alıntı matt Alıntı  CevaplaCevapla Direct Link To This Post Tarih: 05/Oca/2018 saat 09:06
Alıntı yapılan ankeses

20- matt'in sporla ilgili analizlerini ve paylaşımlarını beğenenlerden ve takip edenlerdendim ama bu konudaki paylaşımlarının yanlı ve yönlendirici olduğunu düşünüyorum. Bana verdiği cevaplar da boş. Hala aynı düşüncedeyim.
Adil bey ben bu konu basligini actigim gunden beri (daha dogrusu bu santal haberini aldigim gunden beri) yapilmamasina tarafim, yani tarafsiz degilim, bunu da saklamiyorum. Kaldi ki, okuyup burada sizlerle paylastigim haberler/gelismeler de ne kadar dogru yolda oldugumu gosteriyor bana.
Alıntı yapılan ankeses

Örneğin yenilebilir enerji kaynaklarının toplam enerji üretim, içindeki payının %3 olduğu datasını atlamış hala bizi yenilenebilir enerjiye yönlendirmeye çalışıyor.
"Su anda otoyollardaki araclarin sadece %3'u elektrikli arac, onun icin elektrikli araclar gelecegimiz olamaz" diyebilir miyiz? 60 tane termik santral projesi hazirlarsan, gunes ve ruzgar enerjisine yatirim yapmazsan elbette yenilenebilir enerjinin toplam enerji kaynaklarina orani %3'lerde kalir. Once kafamizi degistirecegiz, gelecegi gorecegiz, ben de onun mucadelesini veriyorum.
Alıntı yapılan ankeses

2 milyar dolar tek santral için gerekliymiş gibi göstererek, bizimkiler 2 milyar dolar yatırımı kesin yapmaz iddiasında bulunmuş; ben itiraz edince sayı aynı linkte diğer sayfalarda var diyor. Bu durum gerekli yatırımın maliyetini abarttığı gerçeğini değiştirmiyor.
Yine beni ayni yerden vurmaya calisiyorsunuz ve ben yine sabirla ayni cevabi veriyorum: Eger tek bir santrale 2 milyar Dolar harcadiklarini iddia etmek istesem nicin 6 tane termik santralin birden ismini ayni mesajimda, hem de ayni cumle icinde vereyim? Sanki 2 milyar Dolar'i 6'ya bolunce cok kucuk bir meblag cikiyormus gibi ustume geliyorsunuz. Ben soyleyeyim, santral basina 300-350 milyon Dolar cikiyor. Teknoloji transferi, vergisi, ulasim gideri, su bu derken bunun Turkiye'ye maliyeti birkac katini bulur. Siz buna da itiraz ediyorsunuz, "sizin niyetiniz düzgünse bu teknolojiyi alacak bir yer muhakkak bulursunuz" demissiniz, cebinizdeki kucucuk telefonu bile Amerikadakinden kat be kat pahaliya aliyorsunuz, bu ne iyimser, ne romantik bir dusunce boyle, is dunyasinda var mi boyle ikramlar? Bize fuze satmak icin, nukleer santral yapmak icin taahhut alan Rusya'ya domatesimizi bile satamadik, yalan mi?
Bir de benim yazdiklarima "bos" demissiniz, buna cevap bile vermek istemiyorum.
Yukarı
Adnan26 Liste gör
Usta Yazar


Adnan Erden
Yaş: 55
Katılım: 31/Tem/2007
Yer: Germany
Online Durum: Offline
Mesajlar: 3162
  Alıntı Adnan26 Alıntı  CevaplaCevapla Direct Link To This Post Tarih: 05/Oca/2018 saat 12:58
Dogup büyüdügüm ovada (kendim Yakaboyuluyum) termik santrali yapilmasina kesinlikle karsiyim. Kendi topraklarimizda böyle bir yatirima destek vermek ihanetten baska birsey degildir. Yöre halkinin büyük bir cogunlugu karsi cikiyor, sadece iki köy destek veriyor, onlarda topraklarindan satis ile elde edecekleri menfaati düsünerek.

Orada islenecek kömürün kalitesinin düsük oldugu ispatlanmisken, bu israr neden ?


Sevgili Mete, bu konuya gösterdigin duyarliliktan dolayi seni tebrik ederim. Dogru yoldasin, bilenler biliyor.

Hayirli Cumalar
Nice insanlar gördüm, üzerinde elbisesi yoktu.
Nice elbiseler gördüm, içinde insan yoktu.
Yukarı
gündüzlerli2626 Liste gör
Deneyimli Yazar


mehmet
Yaş: 57
Katılım: 05/Ağu/2016
Yer: Almanya
Online Durum: Offline
Mesajlar: 536
  Alıntı gündüzlerli2626 Alıntı  CevaplaCevapla Direct Link To This Post Tarih: 05/Oca/2018 saat 23:13

Türkiye zehir soluyor... İşte İstanbul, Ankara ve İzmir'deki havası zehirli semtler

Doğahan GİRİTLİOĞLU / ANKARA
05.01.2018 - Hürriyet

Çevre Mühendisleri Odası, Türkiye’de hava kirliliğinin krize dönüştüğünü açıkladı. 81 ilden sadece 6 ilin havası temiz çıktı. Ankara’da kirliliğin en fazla yaşandığı yer Hacettepe, İbn-i Sina, Yüksek İhtisas, Numune hastaneleri ile Sağlık Bakanlığı’nın da bulunduğu Sıhhiye oldu. İstanbul’da Esenyurt ve Şirinevler; İzmir’de Gaziemir ve Bayraklı zehir soludu. Havası temiz çıkan 6 il ise Artvin, Bitlis, Eskişehir, Yozgat, Kırşehir ve Kırıkkale oldu. 

Türkiye%20zehir%20soluyor...%20İşte%20İstanbul,%20Ankara%20ve%20İzmirdeki%20havası%20zehirli%20semtler

Çevre ve Mühendisleri Odası Başkanı Baran Bozoğlu, 2017 yılı Hava Kirliliği Raporunu açıkladı. Bozoğlu, “Partikül madde ve kükürt dioksit açısından sadece altı ilimizin havası standartlara uygun. En kirli illerimizin başında ise  İstanbul, Ankara, Adana, Amasya ve Manisa geliyor. Türkiye’de hava kirliliği problemi krize dönüşmüş durumda. Valilik ve belediyeler acil önlem almalı” dedi.

YAŞAMI TEHDİT EDİYOR
Bozoğlu, Türkiye’nin havasının gittikçe kirlenerek yaşamı tehdit ettiğine dikkat çekti. Bozoğlu, kirli havanın solunum enfeksiyonu, kanser, erken bebek ölümleri, sakat doğumlar ve kitlesel ölümlere neden olduğunu anımsattı. 

DSÖ PARAMETRELERİNE GÖRE
Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) hava kirliliğini ölçmek için kullandığı PM10 parametresine göre ölçümleri düzenli yapılan ve 35 günden fazla PM10 DSÖ sınır değerini aşarak kirli kabul edilen iller ise şunlar: İstanbul, Ankara, Adana, Amasya, Manisa, Bursa, Denizli, Niğde, Tekirdağ, Hatay, Yalova, Sivas, Kahramanmaraş, Kütayha, Sakarya, Kırklareli, İçel ve Samsun. 

EN KİRLİSİ HASTANE BÖLGESİ 
Baran Bozoğlu, üç büyük kentte havası en kirli yerleri sıraladı ve  bunların nedenlerini şöyle açıkladı: Ankara’nın en kirli yeri hastane bölgesi olan Sıhhiye. Yurttaşlar, sağlık hizmeti almaya, şifa bulmaya gittikleri yerde aslında zehirleniyor. Ankara’daki hava kirliliğinin trafik ve ısınma kaynaklı olduğunu görüyoruz. Bunda kalitesiz kömür kullanımının etkisi büyük. Kayaş’ta da yüksek tonajlı araçlardan kaynaklı kirlilik yaşanıyor. Keçiören’de ise kirlilik her geçen gün artarak devam ediyor.

BAŞKENT’TE TEMİZ YER YOK
Başkentin kirli olmayan bölgesi ise bulunmuyor. Bunun temel kaynağının Ankara’nın ulaşım politikası olduğu, yani trafik kaynaklı olduğunu görüyoruz. Başkentteki diğer sorun ise kalitesiz kömür kullanımı.

İSTANBUL’DA EN TEMİZ ŞİLE
İstanbul’da sınır değerlerin tüm istasyonlarda yoğun biçimde aşıldığını görüyoruz. İstanbul’un en yüksek nüfusa sahip olan ilçesi Esenyurt, en yüksek hava kirliliğinin de olduğu yer. Yılın 248 günü burada vatandaş kirli hava soluyor. Yine Şirinevler, Aksaray, Başakşehir ve Göztepe havası en kirli yerlerin başında geliyor. İstanbul’un havası en temiz ilçesi ise Şile. 

KENTSEL DÖNÜŞÜM, İSTANBUL’U KANSER EDEBİLİR
İstanbul’un temel kirlilik kaynağının ise kentsel dönüşüm olduğunu söyleyebiliriz. İnşaattan kaynaklı toz miktarı artıyor. Kentsel dönüşüm, çevre sorunlarının çözümü için çok iyi planlanması gereken bir süreç. Kentlerin planlanması, hava koridorlarının açılması, az enerji tüketen, kirliliği az olan yeşil binaların yapılması için önemli bir süreç. Ancak biz bu fırsatı kaçırmak üzereyiz. Belediyelerin tozumayı önlemek için gerekli yerlerde ıslatma çalışması yapması, bariyerler kullanması gerekiyor. Aksi durumda kentsel dönüşüm bölgelerinde kanser tehlikesi ortaya çıkıyor. 

İZMİR’DE NEDEN SANAYİLEŞME
İzmir’de de ölçüm yapılan bütün istasyonlarda sınır değerlerinin aşıldığını görüyoruz. Gaziemir ve Bayraklı’da hava kirliliği 2017 yılında pik yaptı, diyebiliriz. Vatandaşlar 365 günün 228’inde kirli hava solumak zorunda kaldı. Karşıyaka’da da yine ciddi bir hava kirliliği artışı görüyoruz. İzmir’in hava kirliliğinin sebebi bölgedeki sanayileşme, trafik ve kalitesiz kömür.

ÇÖZÜM TOPLU TAŞIMA, DENETİM, DOĞALGAZ
Kentlerde toplu taşıma ve raylı sistemler geliştirilmeli. Hava kirliliğinin en yoğun olduğu sabah ve akşam saatlerinde sokağa çıkılmasın. Ayrıca hava kirliliğin yoğun olduğu günlerde Valilik ve Belediyeler yurttaşları bilgilendirmeli. Kentsel dönüşüm devletin sıkı denetimi altına alınmalı. Yoksul yurttaşlara kalitesiz kömür yardımı yerine doğalgaz yardımı yapılmalı.

TERMİK SANTRALLER
Kocaeli merkezde yılın yarısından fazlasında kirli hava solunmuş. Bu bölge de sanayi bölgesi ve kömür kullanımı yoksul mahallelerde artıyor. Kahramanmaraş, Kütahya, Zonguldak, Manisa Soma gibi yerlerde ise termik santrallerden kaynaklı hava kirliliği yaşanıyor.

YATAĞAN’DA 301 GÜN ÖLÇÜM YOK
Muğla Yatağan’da hava kirliliği açısından ölçüm yapılmayan gün sayısı 301 gün.  Yatağan konusunda Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nı açıklama yapmaya davet ediyoruz. Bu illerde  özelleştirilen termik santraller var. Bu santrallere çevre mevzuatına uyum yani bacalarına filtre takma zorunluğu açısından kanun değişikliğiyle 2020 yılına kadar muafiyet sağlandı. İşte sonucunu görüyoruz. Onlar da sonuna kadar kirletme hakkını kullanıyor. İnsanların sağlıklı çevrede yaşama hakkını tesis edecek politikalar ve süreçler yürütülmeli.

AYM İPTAL ETSİN
Bu kanun değişikliğinin Anayasa Mahkemesi  tarafından iptal edilmesini talep ediyoruz. Edirne Keşan, Manisa Soma, Amasya Suluova, Hakkari, Tekirdağ, Ordu Fatsa ve Konya Meram’da kükürt dioksit sorunu devam etmekte. Belediyeler, kalitesiz kömürün vatandaşa verilmesini engellemeli. Yoksul mahallelerde zehir saçan kömür yardımı değil de doğalgaz yardımı yapılmalı.
O SENE BU SENE
Yukarı
matt Liste gör
Usta Yazar


M. M. Altintas
Yaş: 46
Katılım: 30/Tem/2007
Yer: United States
Online Durum: Offline
Mesajlar: 7729
  Alıntı matt Alıntı  CevaplaCevapla Direct Link To This Post Tarih: 05/Oca/2018 saat 23:40
Adil bey;
Alıntı yapılan ankeses

Nükleer söz konusu olunca "biz işletemeyiz, kesin patlatırız", kömür söz konusu olunca da "filtresini takmayız, kesin kanser oluruz" diyoruz. Bu kendimize güvensizlik durumundan, aşağılık kompleksinden kurtulmamız lazım.
demistiniz, pembe gozluklerinizi cikarip bir de buradan buyrun:
Alıntı yapılan gündüzlerli2626

Muğla Yatağan’da hava kirliliği açısından ölçüm yapılmayan gün sayısı 301 gün.  Yatağan konusunda Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nı açıklama yapmaya davet ediyoruz. Bu illerde  özelleştirilen termik santraller var. Bu santrallere çevre mevzuatına uyum yani bacalarına filtre takma zorunluğu açısından kanun değişikliğiyle 2020 yılına kadar muafiyet sağlandı. İşte sonucunu görüyoruz. Onlar da sonuna kadar kirletme hakkını kullanıyor.
Sehrimizin gelecegini boylesine duyarsiz yoneticilerin/isletmecilerin vicdanina mi birakalim?
Yukarı
Sipaly Liste gör
Deneyimli Yazar


Murat
Yaş: 22
Katılım: 29/Nis/2014
Yer: Eskişehir
Online Durum: Offline
Mesajlar: 519
  Alıntı Sipaly Alıntı  CevaplaCevapla Direct Link To This Post Tarih: 06/Oca/2018 saat 10:21
bunun sağı solu yok, gidin başka şehire yapın santralinizi. pis ellerinizi Eskişehirimizden çekin!
Sen Cansın
Yukarı
 Cevapla Cevapla Sayfa  <1 23456 10>


Forum Kısayol Forum İzinleri Liste gör

Bulletin Board Software by Web Wiz Forums® version 9.50
Copyright ©2001-2008 Web Wiz

Bu sayfa 0,109 saniyede hazırlanmıştır