eskisehirspor.com Giriş Sayfası
Forum Forum > ESKİŞEHİRSPOR > Yerel ve Amatör takımlar
  Aktif Konular Aktif Konular RSS Feed: Eskişehirspor U21 Takımı
  FAQ FAQ  Forum Arama   Takvim   Kayıt Kayıt  Giriş Giriş

Eskişehirspor U21 Takımı

 Cevapla Cevapla Sayfa  123 9>
Yazar
Mesaj
  Konu Ara Konu Ara  Konu seçenekleri Konu seçenekleri
akif_26 Liste gör
Usta Yazar


Akif YER
Yaş: 29
Katılım: 10/Nis/2009
Yer: Eskişehir
Online Durum: Offline
Mesajlar: 2838
  Alıntı akif_26 Alıntı  CevaplaCevapla Direct Link To This Post Konu: Eskişehirspor U21 Takımı
    Tarih: 26/Tem/2015 saat 15:38




Eskişehirspor U21 takımının başına 45 yaşındaki teknik adam Fehmi İbişi getirildi. Fehmi hocanın yardımcılığını Ozay Atbin yapacak.
Yukarı
akif_26 Liste gör
Usta Yazar


Akif YER
Yaş: 29
Katılım: 10/Nis/2009
Yer: Eskişehir
Online Durum: Offline
Mesajlar: 2838
  Alıntı akif_26 Alıntı  CevaplaCevapla Direct Link To This Post Tarih: 26/Tem/2015 saat 15:39
Eskişehirspor'un Kartepe kampında denenmeye aldığı ve beğenmediği Ömer Kalmış ve Yekta Yıldız U21 Takımı ile idmana çıkıyorlar.
Yukarı
akif_26 Liste gör
Usta Yazar


Akif YER
Yaş: 29
Katılım: 10/Nis/2009
Yer: Eskişehir
Online Durum: Offline
Mesajlar: 2838
  Alıntı akif_26 Alıntı  CevaplaCevapla Direct Link To This Post Tarih: 01/Ağu/2015 saat 20:56
Eskişehirspor U21 takımı Suudi Arabistan 1. Lig takımlarından Al Faisaly ile Afyonkarahisar'da hazırlık karşılaşması oynadı. Sahadan 2-0 mağlup ayrılan Es Es ilk hazırlık karşılaşmasından mağlup ayrılsa da Teknik Direktör Fehmi İbişi ortaya konulan performanstan oldukça memnun.

Teknik Direktör Fehmi İbişi, "ilk hazırlık karşılaşmamızda çocukların ortaya koyduğu performanstan oldukça memnunuz. Sonuçta karşımızda bir 1. Lig takımı vardı. Oyuncularımız ilk kez yan yana oynadılar. Lige oldukça iyi hazırlanıyoruz. Hazırlık karşılaşmaları oynamaya devam edeceğiz" dedi.

Eskişehirspor U21 Takımı Sahaya Mehmet - Hakan - Miran - Tarık Evren - Yekta Yıldız - Furgan Polat - Burak - Ahmet Bayrak - Emrecan - Deniz Topçu - Buğra Özkan ilk 11 ile çıkarken, ilerleyen dakikalarda ise, Ekrem - Yücekan - Furkan - İbrahim Demir - Oktay - Doğukan - Hüdai ve Batuhan forma giydi.

Eskişehirspor U21 takımı salı günü Osmanlıspor U21 takımı ile Ankara'da hazırlık karşılaşması yapacak.
Yukarı
matt Liste gör
Usta Yazar


M. M. Altintas
Yaş: 46
Katılım: 30/Tem/2007
Yer: United States
Online Durum: Offline
Mesajlar: 7626
  Alıntı matt Alıntı  CevaplaCevapla Direct Link To This Post Tarih: 15/Nis/2016 saat 06:38
Yukarı
tatar ilker Liste gör
Usta Yazar


Tatar İlker
Yaş: 36
Katılım: 30/Tem/2007
Yer: Istanbul
Online Durum: Offline
Mesajlar: 2634
  Alıntı tatar ilker Alıntı  CevaplaCevapla Direct Link To This Post Tarih: 15/Eki/2016 saat 16:07
1. Lig U21 maçlarının oynanmasına ara mı verildi? Bilgisi olan var mı?
Feel the Difference, Feel the Excellence
Yukarı
matt Liste gör
Usta Yazar


M. M. Altintas
Yaş: 46
Katılım: 30/Tem/2007
Yer: United States
Online Durum: Offline
Mesajlar: 7626
  Alıntı matt Alıntı  CevaplaCevapla Direct Link To This Post Tarih: 14/May/2017 saat 05:36
21 Yasalti takimimiz bu sezon dengeli bir grafik cizmis, takimimizda galibiyet-beraberlik (10-10) sayilari ve attigimiz-yedigimiz gol (30-30) sayilari esit durumda. Ustumuzdeki takimlarin tumu arti (+), altimizdaki takimlarin tumu eksi (-) gol averajina sahip:
http://www.mackolik.com/Puan-Durumu/s=43088/Turkiye-U21-Ligi-1Lig
Bu arada, yarinki Yeni Malatyaspor-Boluspor macini Boluspor kazanirsa sampiyon olacak.
Yukarı
Frigyalı_26 Liste gör
Usta Yazar


Seydi
Yaş: 41
Katılım: 28/Kas/2007
Yer: Turkey
Online Durum: Offline
Mesajlar: 1118
  Alıntı Frigyalı_26 Alıntı  CevaplaCevapla Direct Link To This Post Tarih: 13/Haz/2017 saat 23:17
DE TOEKOMST TESİSLERİ

Ajax gençlerinin yuvası 140 bin metrekare arazi üzerine kurulmuş De Toekomst tesisleri. De Toekomst’un Türkçedeki karşılığı “gelecek”. De Toekomst tesislerinde dördü gerçek çim, dördü suni çim olmak üzere 8 adet futbol sahası var. Antrenman sahalarının dışında ayrıca takımların genç lig maçlarını oynadıkları 2 bin seyirci kapasiteli bir de merkez saha yer alıyor tesislerde. Akademide taraftarlara antrenmanları ve maçları izleme konusunda büyük bir rahatlık tanınıyor. Gençlerin seyirci önünde futbol oynama alışkanlığını henüz küçük yaşlarda kazanmaları profesyonel futbola adaptasyonları bakımından çok faydalı bir uygulama. Tesislerde ayrıca bir de kapalı spor merkezi bulunuyor. Burada altyapıdaki gençlere jimnastik, judo vb. diğer spor eğitimleri verilmekle beraber ayrıca bu merkez akademinin ana sponsoru Adidas ile beraber yürüttüğü spor bilimi çalışmalarına da ev sahipliği yapıyor.

OYUNCU SEÇİMİ

Ajax altyapısına ülkenin en yetenekli gençlerini katmak için 50 gözlemci Hollanda’nın her yerinde yıl boyunca oyuncu izliyor. Bu 50 gözlemcinin yanı sıra 5 gözlemci de Hollanda dışında Ajax için yetenekli çocukları arıyorlar. Gözlemcilerin izledikleri oyuncuların haricinde yaşı uyan herkes Ajax altyapı seçmelerine katılmak için bir form doldurarak kulübe başvurabiliyor. Kulübe başvuran çocuklar tesislerde düzenlenen yetenek günlerinde denenerek seçime tabi tutuluyorlar.

De Toekomst’ta 220 genç gelecekte bir gün Ajax A takımında oynamak için mücadele ediyor. Yarısından fazlası farklı etnik kökenlerden olmak üzere akademide oynayan oyuncuların yüzde 95’i Hollanda vatandaşı. En küçük yaş grubu takımı 5 yaşındaki miniklerden oluşuyor.

Ajax antrenörleri ve gözlemcileri akademiye seçecekleri oyuncularda en başta top kontrolü, pozisyon alma içgüdüsü, hareket alışkanlıkları gibi özellikleri arıyorlar. Bu özelliklere ek olarak Ajax akademisinde en çok vurgulanan bir diğer kriter ise T.I.P.S. olarak adlandırdıkları teknik, çabukluk, zeka ve karakter dörtlüsü.
Oyunculara belirli bir yaştan sonra her yıl sonu değerlendirme sonuçları açıklanarak önümüzdeki sene akademide devam edip edemeyecekleri bildiriliyor. Böylece oyuncuları kendilerini geliştirme konusunda sürekli bir mücadele içerisine sokuyorlar.

ANTRENÖRLER VE GÖREVLERİ

Akademide Ajax 1 adındaki A takıma geçiş dönemi takımı olarak kabul edilen ekip hariç 12 takım daha var. Bu takımların her birinin kendi baş antrenörleri var. Akademi antrenörleri 10 yaş altı takımları haricinde hep tecrübeli eski futbolculardan seçiliyor. 10 yaş altı takımlarında ise daha genç antrenörler tercih ediliyor. Ajax akademisi bu noktada La Masia’dan ayrılıyor. La Masia’da neredeyse tüm takımların antrenörleri genç isimlerden seçiliyor. De Toekomst’ta baş antrenörler de dahil olmak üzere toplamda 25 antrenör çalışıyor.

Antrenörler takımlarına Rinus Michels’in yarattığı klasik Ajax total futbolunu oynatmakla yükümlüler. Takımlar 11’e 11 maç yapmaya başladıkları 10 yaşından itibaren hep pasa dayalı, ofansif 4-3-3 sistemiyle oynuyorlar. Akademide antrenörler takımlarına 7 yaşa kadar 8’e 8, 7-10 yaş arasında ise 9’a 9 futbol oynatıyorlar. 11’e 11 futbola 10 yaşından sonra geçiş yapılıyor. Bu uygulama küçük yaştaki çocukların topla daha çok buluşarak oynadıkları oyundan zevk almaları bakımından olukça önemli. Ayrıca daha az kişiyle yapılan maçlar küçük yaştaki oyunculardan oluşan takımların organizasyonunu çok daha basit hale getiriyor. Bu sayede çocuklar futbolu taktiksel bir spor değil de bir oyun olarak yaşama imkanına sahip oluyorlar.

YAŞ GRUPLARINA GÖRE ANTRENMANLAR

Ajax akademisinde 12 yaşına kadar çocuklara taktik antrenmanı kesinlikle yaptırılmıyor. Ayrıca oyuncular bu yaşa kadar haftada 3 kez ikişer saatlik antrenmanlar yaparken 12 yaşından büyük takımlarda haftalık antrenman sayısı 4’e çıkıyor. 15 yaştan sonra haftalık antrenman sayısı her zaman olmasa da 5’e kadar çıkabiliyor. Takımlar bu antrenmanların dışında ayrıca hafta sonları De Toekomst merkez sahasında bir de lig maçı oynuyorlar.

Akademinin günümüz futboluna en ters yaklaşımlarından biri salon çalışmalarına önem vermemeleri. Oyunculara salon çalışması konusunda hiçbir zorunluluk getirilmiyor, yapılan nadir salon çalışmaları da azami yarım saat süre ile sınırlı tutuluyor. Johan Cruyff’un Ajax ve Barcelona altyapı modellerinin son yıllarda yalnızca sistem oyuncusu üretebildiğine dair açıkladığı rahatsızlığının da en büyük nedenlerinden biri bana kalırsa bu yaklaşım. Günümüz futbolunda atletizm büyük bir gereklilik ve salon çalışmalarına ağırlık verilmemesi atletik oyuncu yetiştirme işini tamamen genetik şansa bırakmak anlamına geliyor.
Akademide antrenmanlar çocukların okul saatlerine göre ayarlanıyor. Çocukların tesislere ulaşımı için şehrin birçok noktasından her gün ücretsiz servisler kalkıyor. Akademideki oyuncuların aileleri yılda yalnızca 15 avroluk cüzi bir sigorta ücreti ödemekle yükümlüler. Oyuncuların akademiye ilişkin diğer tüm masrafları kulüp tarafından karşılanıyor.

Akademide oyunculara 8 yaşlarına ulaşıncaya kadar daha çok pas, doğru yere hareketlenme ve toplayken öz güvenli olmak üzerine çalışmalar yaptırılıyor.

8-12 yaşları arasında bu çalışmalara ek olarak top tekniği, mevki antrenmanları, kafa vuruşları ve bitiricilik çalışılmaya başlanıyor.

Oyuncular 13-16 yaş aralığındayken antrenmanlarda kısa süreli küçük saha maçları, dar alanda paslaşma çalışmaları ve koşu antrenmanları yapmaya başlıyorlar.

17-20 yaş aralığında ise 30 metrelik sprint antrenmanlarına büyük önem veriliyor. Kulübün spor bilimi üzerine araştırmalar yapan ekibi maçlarda 30 metrelik sprintlerin Ajax futbol ekolünde en çok ihtiyaç duyulan koşu tipi olduğunu tespit etmiş. Bu yaş grubunda ayrıca bireysel yeteneklerin geliştirilmesi üzerine yoğun çalışmalar yapılıyor.

Ajax akademisi bir çok sponsor firma tarafından destekleniyor ancak bu firmaların en başında akademinin ana sponsoru Adidas geliyor. Ajax, Adidas ve Amsterdam Free University spor teknolojileri konusunda büyük bir iş birliği içerisindeler. Akademide çok sayıda son teknoloji spor ürünlerinden faydalanılıyor. Özellikle Adidas MiCoach teknolojisi bu ürünlerden en ön plana çıkanı. MiCoach teknolojisi oyunculara özellikle toplu oyun konusunda büyük katkı sağlıyor. Ayrıca bu son teknoloji antrenman ürünleri sayesinde oyuncuların düzenli olarak performans analizleri yapılarak gelişimleri takip ediliyor.

AKADEMİNİN SON DÖNEMDEKİ VERİMİ

Yazıda Johan Cruyff’un danışmanlık yaptığı Ajax ve Barcelona kulüplerinin mevcut akademi sistemlerinin artık yıldız üretememelerinden şikayetçi olduğunu belirtmiştim. Ajax akademisinin son yıllarda çıkardığı oyuncuların arka planları incelendiğinde Cruyff’un bu hoşnutsuzluğunda hiç de haksız olmadığını görebiliyoruz.

Küçük yaşlarda Ajax altyapısına katılıp tüm gelişimini burada tamamlayan futbolcular arasından son 5 senede yüksek transfer ücretleriyle başka takımlara transfer olan oyuncu sayısı oldukça azalmış durumda. Hatta son 5 senede bunu başarmış olabilen yalnızca üç futbolcu var. Bu isimler Daley Blind, Vurnon Anita ve Gregory Van der Wiel.

Son yıllarda Ajax’ta parlayarak büyük transfer yapabilen oyuncuların çoğunda ön plana çıkan özellik akademiye 15-20 yaş aralığındayken başka takımlarda keşfedilerek katılan isimler olmaları. Bu isimlerden en önemlileri Jan Vertonghen, Siem De Jong, Christian Eriksen, Maarten Sketelenburg ve Toby Alderweireld.

Akademinin son yıllarda iyi işleyen yönünün oyuncu geliştirme değil yetenek tespiti olduğu açıkça görülüyor. Sistemdeki bu aksamaya rağmen mevcut akademi düzeni ve as takım yetkililerinin akademiye yaklaşımı kulübün son 10 yılda transferde 110 milyon avronun üzerinde kâr etmesini sağlayabilmiş.
Kulüp akademiye yıllık yaklaşık 6 milyon avro seviyesinde bir bütçe ayırıyor. Avrupa futbolu için bile muazzam kabul edilebilecek bu bütçeye rağmen başarısız kabul edilen akademi sistemi yapılan yatırımların karşılığını ekonomik olarak fazlasıyla veriyor. Kulüp ayrıca Ajax genç takımlarıyla birlikte aynı şartlarda antrenman yapmak isteyen gençler için kısa süreli kamp yapma imkanı tanıyarak akademiye başka bir gelir kapısı açmış durumda.

Akademi Amsterdam’daki tesisler dışında aynı zamanda Güney Afrika, Amerika ve Yunanistan’da da faaliyet göstererek yabancı ülkelerde kulüp için yetenekli genç futbolcular üretmeye çalışıyor.
Johan Cruyff şu sıralar mücadele ettiği hastalığından kurtulduğu zaman büyük ihtimalle 2011 yılında Riekerink ve birkaç yetkili ismi daha görevinden aldırarak başladığı operasyona büyük bir hızla devam edecek ve kafasındaki yeni modeli akademiye oturtacaktır. Biz de o sıralarda Jan Olde Riekerink’in Johan Cruyff’la fikir ayrılığına düştüğü planları ve kendisine tanınacak imkanlar çerçevesinde Türkiye’de nasıl bir model yaratacağını izleyeceğiz.

Ajax ekolünde modern futboldan en geride kalınan konuların atletizm ve sistem dışı oynayarak oyuncuların yaratıcılıklarını geliştirmelerine imkan tanınmaması olduklarını düşünüyorum. Her iki isim de büyük ihtimalle yaratacakları yeni modellerde bu konulara ağırlık vereceklerdir.

* Futbol Akademi Yazarı
AJAX alt yapı modeli yorum sizlerin..
Yukarı
Frigyalı_26 Liste gör
Usta Yazar


Seydi
Yaş: 41
Katılım: 28/Kas/2007
Yer: Turkey
Online Durum: Offline
Mesajlar: 1118
  Alıntı Frigyalı_26 Alıntı  CevaplaCevapla Direct Link To This Post Tarih: 13/Haz/2017 saat 23:20
Arsenal ve Porto Modeli
ARSENAL VE PORTO MODELLERİ BİZE NEDEN UYMAZ?

Konu futbol olunca biliyorsunuz, herkesin bir fikri oluyor. Futbolun güzelliği, biraz da bu “herkese” hitap etmesinde saklı aslında. Hemen herkesin oynanan futbolla, alınan oyuncuyla ya da maç esnasında değiştirilen oyuncularla ilgili bir fikri vardır. Bu kadar fikir havada uçuşmaya başlayınca, doğal olarak tartışmalarda bazı moda terimler zaman zaman kullanılır oluyor. Son zamanların moda tabirlerinden biri de “Arsenal Modeli” ya da “Porto Modeli” olarak adlandırdığımız alt yapıdan oyuncu yetiştirme sistemleri.


Ancak bu modeller gerçekten de üzerinde bu kadar konuşulmaya değecek kadar bize uyuyor mu? Yoksa çözümü başka yerlerde mi aramamız gerekiyor?



Sanırım bu soruları cevaplayabilmemiz için bu iki modelin özelliklerini bilmemiz gerekiyor, zirâ bizim birbirine eş değer gördüğümüz bu iki model, aslında daha temelinde birbirinden ayrılıyor. Öncelikle Arsenal’i incelememiz gerekirse; bu model Arsenal menajeri Arsené Wenger’in kurduğu alt yapı sistemine dayanmaktadır. Dünyanın birçok ülkesinde görev yapan Arsenal gözlemcilerinin (scout) yaşı 18’i aşmamış gençleri (tercihen 14-16 yaş grubundakileri) Arsenal alt yapısına kazandırarak burada Wenger’in hazırladığı sistemle geliştirilmesi sistemin temeli. Bu sistemdeki en kritik nokta (ve belki de Arsenal taraftarlarının en çok şikâyet ettiği şey) başarılı oyuncuların genç yaşlarda Arsenal A takımında sık sık süre almaları ve A takımın bu yetiştirme sürecinde çok önemli bir yer alması. Arsenal taraftarı şikâyet ediyor, çünkü bu sistem son 7 senede Arsenal’e hiç kupa kazandıramadı. Kulübü sürekli Şampiyonlar Ligi’ne götüren, birçok ulusal kupada final oynatan ve azımsanmayacak kadar yıldız yetiştiren bu sistem maalesef başarı anlamında sınıfta kalıyor. Yine de bu genç oyuncuların oynadığı göze hoş gelen sistemin, ekonomik getirisi oldukça yüksek. Son 20 yılda Premier League’in açık ara en çok kâr eden kulübü olan Arsenal’in bu başarısı, muadillerine göre çok daha “ucuz” olan alt yapı yıldızlarına, sürdürülebilir şekilde Şampiyonlar Ligi’nde bulunmalarına ve kupa başarısı gösterememelerine karşın (şu anda Dünya’nın en pahalı maç biletlerine sahip olmasına rağmen) hiç boş yer olmayan stadyum gelirlerine dayanıyor diyebiliriz.




Bu sistemin yetiştirdiği bazı ünlü isimler Barcelona alt yapısından 15 yaşında gelip Arsenal’de adını duyuran Cesc Fabregas, 14 yaşında müthiş bir transfer ücretiyle Arsenal’e gelip dünya yıldızı olan Theo Walcott ve Luton Town takımında keşfedilip alınan takımın şu andaki beyni Jack Wilshere şeklinde sıralanabilir.




Porto sistemine gelirsek; bu sistemin temeli alt yapı yıldızlarına dayanıyor demek güç. Alt yapıdaki oyuncuları yetiştirmekten çok, dünya çapında meşhur olan gözlemci grubuyla dünyanın neresinde olursa olsun yetenekli oyuncuları ya da gelişime açık oyuncuları muhteşem bir hız ve doğrulukla tespit edip bu oyuncuları bünyesine katmasıyla meşhur bir kulüp Porto. Yaş konusuna çok takılmadan yetenekli ve gelişime açık oyuncularla kadrosunu oluşturan Porto’nun bir önemli tarafı da bu oyuncuların gelişimlerini çok profesyonel bir şekilde tamamlaması. Sadece oyuncu değil son yıllarda teknik direktör de yetiştiren kulüp, diğer kulüplerden başka bir şekilde daha ayrılıyor: amaçları uluslar arası başarıdan ziyade ekonomik başarı! Son 10 senede ülke ekonomisine 350 milyon euro’luk katkı sağlayan kulüp, bu girdiyi sadece oyuncu transferleriyle sağladı.


Sportif başarı her ne kadar kulübün önceliği olmasa da son 10 yıllık süre zarfında 1 Şampiyonlar Ligi, 2 UEFA kupası, 5 Portekiz Süper Kupası, 1 Kıtalararası Şampiyonluğu ve 2003-2012 yılları arasında (2010 yılı dışında) sürekli lig şampiyonu olarak hatırı sayılır bir başarı elde ettiler. Kulübün önemli bazı transferlerinden; Japonya Ligi’nden transfer edilip Zenit kulübüne 50 milyon euro gibi astronomik bir ücrete satılan Hulk ve River Plate’den 4 milyon euro’ya alınıp Madrid’e 40 milyon euro’ya satılan Radamel Falcao ilk akla gelenler.


Peki bu sistemler bize neden uymaz?


Öncelikle bu coğrafya, maalesef sabırsız bir coğrafya. Oyuncu yetiştirme amacıyla yola çıkan bir kulübe, ne yazık ki burada 7 sene kupa almadan tahammül edilmesi pek mümkün gözükmüyor. Başka bir dezavantaj da yetiştirilen oyuncuların satışı ile ilgili sıkıntı. Ülkemizde pek sık rastlamasak da, nâdiren yurt dışına gönderdiğimiz oyunculara yaptığımız “mahalle baskısı” ve arkalarından konuşma huyumuz oldukça can sıkıcı. Ayrıca taraftarların, takımlarının yıldızı olan oyuncuların gönderilmesine karşı çıkması ve yönetimlere baskı yapması da cabası.





Bizim “büyük” takımlarımıza uyacak sistem bence (cevabı uzaklarda aramaya gerek yok) Almanya ya da Hollanda sistemidir. Alman sisteminden daha önce bu blogda birçok kere bahsettik. Zaten onlarca Türk oyuncu yetiştirmiş Alman sistemi dışında, Hollanda sistemi de bizim yapımıza uygun gibi (Hollanda'da yetişen Türk oyuncu sayısı da hiç azımsanacak gibi değildir). Bu iki alt yapı modelinin ortak özelliği, çoğunlukla ülke genelindeki yetenekli oyuncuları bulup sisteme kazandırarak ve belli bir oyun sistemi çerçevesinde sürekli aynı grupla yetiştirmektir. Bu sayede sahada oynanan oyun yaş grupları değiştikçe aynı kalırken, alt yapıdan yetişen oyuncunun üst yapılara adaptasyonu çok rahat sağlanmaktadır. 2000 yılında UEFA kupasını kazanan Galatasaray’ın da alt yapısı, 1996 yılında göreve gelen Fatih Terim’in Ajax kulübünün antrenman programlarını birebir kullanmasıyla kurulmuştu. Bu nedenle bu iki sistem, çeşitli nedenlerle bize uygunluğu ispatlanmış sistemlerdir diyebiliriz.


Tartışmak istediğim bir başka model de Amerikan modelidir. Futbol söz konusu olunca pek adı geçmeyen bu sistem aslında –bence- dünyanın en iyi “sporcu” yetiştirme modelidir. Söz konusu sporcu yetiştirme sistem diğerlerinden iki şekilde ayrılmakta; 1- okul eğitimi bu sistemin en önemli parçalarından biridir, 2-sadece tek branşa odaklanma değil, ana branşın yanında muhakkak başka bir sporun daha eğitiminin verilmesidir. Amerika’da eğitim almış kişiler bilir, sporcuların okul derslerinden geri kalması mümkün değildir. Oyuncu takım için ne kadar vazgeçilmez bir oyuncu olursa olsun, derslerine yeteri kadar ilgi göstermez ise (söz gelimi ödevini yapmadığında idmana çıkamaz, bir dersten kaldığında o dersi verene kadar müsabakalara alınmaz gibi) spor eğitimine devam edemez. Aynı zamanda öğrenciler ana branşları kadar sıkı bir eğitim olmasa da kendi seçtikleri/ilgi duydukları başka bir spor branşının da eğitimini alırlar. Bu sayede hem gençlerin aklının biraz dağılması mümkün oluyor hem de başka bir spor dalının inceliklerini kendi ana branşlarına uygulama şansları oluyor. Yani başka bir sporla uğraşmak, oyuncuların ana branşlarına da katkı sağlıyor. Önemli birçok futbolcunun futbol dışında da sporlarla uğraştığını bilirsiniz. Örneğin Hakan Şükür’ün iyi bir basketbolcu olduğu, Ibrahimovic’in kara kuşak sahibi bir dövüş sporu tutkunu olduğu, Baros ve Kewell’ın iyi birer tenisçi olduğu, Messi’nin genç yaşlarda Jimlastik ile uğraştığı ve Xavi, Iniesta gibi Barca yıldızlarının çok iyi salon futbolcuları olduğu bilinir. Tüm bu nedenlerden ötürü Amerikan sistemi de aslında düşünülmesi gereken çok önemli bir alt yapı modelidir.


Bu noktada bir görüş de belirtmek isterim. Büyük kulüpler için Arsenal/Porto modelinin iyi bir model olmadığından bahsettik ama Trabzonspor için bir istisna var diyebiliriz. Trabzon şehrinin yapısı ve futbola yatkınlığı, daha önce oyuncu yetiştirmeleri ve bu yetiştirdikleri oyuncuları dış pazara sunmaları nedeniyle Porto modeli Trabzonspor için uygun olabilir. Hem kendi alt yapılarından yetiştirdikleri Gökdeniz ve Fatih Tekke gibi oyuncuları satmaları, hem de Burak Yılmaz, Selçuk İnan gibi oyuncuların gelişimlerini sağlamaları (ileriki zamanlar için kelciler Tolga ve Onur’u da listeye ekleyebiliriz) nedeniyle bu sistemi, planlı bir şekilde olmasa da, uygulayan bir kulüp Trabzonspor.


Burada eksik olan nokta, Trabzonspor’un bunun adını koyarak sistematik bir şekilde uygulamaması. Porto’nun, bu modeli sürdürülebilir bir başarı hâline getirmesindeki en önemli nokta, giden oyuncuların yerini nasıl ve kimle dolduracaklarını bilmeleri. Yani onlar Falcao ve Hulk’un gideceklerini biliyorlar ve bu oyuncuları kimlerle takviye edeceklerini önceden planlıyorlar.



Trabzonspor yönetimi de oyuncularını kaybederken “İstanbul şehrinin cazibesine” yenildiklerini itiraf etmişlerdi. Bu “cazibenin” uzun yıllar boyunca değişmeyeceğini öngörürsek, buna yeni Buraklar ve Selçuklar arayarak önlem alabilirdi Trabzonspor yönetimi. Özellikle yabancı transferine son 6 senede 100 milyon euro’dan fazla harcayan ancak çoğunlukla istediği performansın yarısını bile alamayan Trabzonspor’un, oyuncu yetiştirmeye ve yetenekli oyuncu aramaya daha çok vakit ve nakit ayırması gerektiği söylenebilir. Çünkü görülüyor ki kulüp bu konuda başarılı (tekrar söylemekte fayda var; isteyerek planlı bir şekilde yapmamasına rağmen bunu başarmış olmaları, bunun bir şehir ve kulüp refleksi olabileceğini gösteriyor. Çok önemli bir yetenek!).


Oyuncuları yetiştirip satmak ise, bir ayıp değil aksine ticari bir başarıdır ve unutulmamalıdır ki ticari başarı olmadan günümüz endüstriyel futbolunda başarılı olmak çok zor.
Yukarı
Frigyalı_26 Liste gör
Usta Yazar


Seydi
Yaş: 41
Katılım: 28/Kas/2007
Yer: Turkey
Online Durum: Offline
Mesajlar: 1118
  Alıntı Frigyalı_26 Alıntı  CevaplaCevapla Direct Link To This Post Tarih: 13/Haz/2017 saat 23:32
ALEX FERGUSON'UN CÜMLELERİ NEDEN VE NİÇİN ÖNEMLİ?

Para ile Futbolun en çok ve en fazla ilişkili olduğu ve futbolun para ile yönetildiği ülkelerden belki de birincisi İngiltere'dir.

On yıllarca en üst liglerde çok başarılı olmuş, para ve futbol ilişkisinin içinde var olmuş bir adam, hala altyapıdan ve oyuncu yetiştirmenin öneminden söz ediyorsa, durup bir düşünmek gerekir.
Ve değişik biçimlerde bunu değerlendirmek gerek.

Birincisi;
O milyon poundlar ile alınan, satılan oyuncuların hepsi yetiştirilmiş oyunculardır. Öyle kendiliğinden var olmuş oyuncular değildir.

İkincisi;
Hayatınızı sadece alarak ve satarak sürdüremezsiniz. Mutlaka yetiştirmek zorundasınız.

Üçüncüsü;
Alarak ve satarak başarılı olmanız, bir işletmeyi bir yere kadar idare etmektir.
Ama yetiştirerek de var olmanız yaptığınız işin sadece ticari işletmecilik olmadığını gösterir.

Ve dördüncüsü;
Zenginler kulübüne çok paranız olmadan asla giremezsiniz.
Ama yetiştirerek ve yetiştirdiğiniz ile girersiniz.
Yukarı
MKemal Liste gör
Deneyimli Yazar


M. Kemal ÇAMKERTEN
Yaş: 67
Katılım: 03/Oca/2010
Yer: İzmit / KOCAELİ
Online Durum: Offline
Mesajlar: 388
  Alıntı MKemal Alıntı  CevaplaCevapla Direct Link To This Post Tarih: 14/Haz/2017 saat 00:09








Nerelerdeler acaba ?...

en eski ES (19.HAZİRAN.1965 - 13 yaşından bu yana)
Yukarı
 Cevapla Cevapla Sayfa  123 9>


Forum Kısayol Forum İzinleri Liste gör

Bulletin Board Software by Web Wiz Forums® version 9.50
Copyright ©2001-2008 Web Wiz

Bu sayfa 0,063 saniyede hazırlanmıştır